• Çar. May 25th, 2022

Kars Ani Haber/Susuz Haber Ajansı

YILKI ATLARI

Bykarsanihaber

Ara 14, 2021

Göydağlar’ın başı dumanlı,  yamaçları yemyeşil bereketli kır otuyla kaplı; asırlara şahitlik etmiş; nice yolcuların, kaçakların, çobanların soluklanmak için durup yaslandığı, bazen yakıcı güneşin altında gölgesine sığındığı, bazen deli deli esen rüzgardan korunduğu; doludan, yağmurdan kaçıp sığındığı; kimi büyük, kimi küçük, bir tarafı serin, nemli, bir tarafı binlerce yıldır esen rüzgarla, eriyen karla, yakıcı gün ışığıyla şumallanmış yüzeyi desen desen yosun, açık kahverengi, yer yer kırmızı taş kınasıyla kaplı kayalar; dağın eteğinde sağa sola kıvrılmadan akan, el değmemiş, kaynağı bilinmez bir dünyaya ait, zamanın ötesinden yine zamanın başka bir ötesine akan rengi kara, kendinden emin hesapsız ve şeffaf bir dere; güneşin altın ışıkları önünde, esen hafif yelle birlikte yavaş yavaş tempo tutarak, tabiata aidiyetini bilen, varlığının sebebinin bilincinde, kökünün onu sımsıkı tuttuğundan kuşku duymadan salınan, güven dolu, rahat, kimi kızıl, kimi sarı, kimi beyaz, kimi mor çiçeklerle taçlanmış yaban otları, kır çiçekleri; henüz insanla tanışmamış, kaygısı yalnızca tabiatın öğrettiğinden ibaret olan keskin bakışlı, tüyleri parlak, hareketleri çevik bir dağ kartalı; sırtı ve kulakları kara, iki yanı boz, karnı beyaz, yerini yurdunu, dostunu düşmanını bilen, hep zamanın içinde kalabilmiş, plan ve kaygı nedir tanımamış bir yaban tavşanı; daha yükseklerde binlerce yıldır sanki bir sırrı kucaklayıp saklamış, tefekkür dolu, bu dünyanın derdinden ağarmış bir başa benzeyen karlarla kaplı bir zirve ve bunların kucağında hayata katılan yılkı atları…
Böyle bir bereketli yazın ardından yola düştüler. Önce çiçekler soldu, ardından otlar kurudu ve yavaş yavaş dere soğudu, buz tutmaya başladı. Boz tavşan daha az görünür oldu, kartal çoktan uçup gitti. Kınalı kayalar güz rüzgarıyla soğudu, nemli yanı buza döndü.  Tepelerin karı genişledi, tüm yamacı kaplar oldu. Tüyleri kürke dönmüş kurtlar sıra sıra dizilip kendilerini gösterir oldu. Yılkı binlerce yıldır kullandıkları yollardan, derenin incelip sığlaştığı, yol verdiği sakin düzlüklerden, iri ve serin kayaların arasındaki ıssız geçitlerden, kimi dik, kimi hafif eğimli yamaçlardan ardı sıra dizilip geçtiler Göydağlar’ın ötesine.
Yeni taylar katıldı yılkıya, yolda kaybettikleri de oldu. Bir geçitin en ıssız yerinde, buz tutmuş dereyle karın bitleştiği, zamanın ötesinden gelen o kaynağın başında son nefesini verenler de oldu yılkıdan. Boşa gitmedi tabi geride bıraktıkları varlıkları. Henüz yuvada et bekleyen kurt yavruları, tilki yavruları yedi onların etini. Böylece boz tavşanın ve onun yavrularının da yaşama şansı arttı.
Böylece kış iyice bastırdı Göydağlar’a. Dere boydan boya dondu, uğultuyla esen rüzgar yükseklerden, düşünceli, sır dolu tepelerden getirdikleri karı kayaların, yarların ardına doldurdu. Her tarafta bir ıssızlık, zamanın da tabiatla birlikte donduğu, herkesin ancak yaşayabileceği yerde bulunması gerektiği bir döngü geldi yine. Geride bir tek boz tavşan kaldı, binlerce yıldan beri ruhuna işlenmiş huzur dolu dinginlikle, yuvasını yünden bir yorgan gibi saran kar altındaki boz tavşan ve balaları.
Rüzgar esti, kar yağdı. Bazen güneş eğik ışınları ile ısıtmadan aydınlattı Göydağlar’ın yamaçlarını. Boz tavşan aldanmadı bu sahte kış güneşine. Yuvasını terk etmedi. Balalarının başında kaldı.Günler geçti. Yılkı da Göydağlar’ın ötesinde bereketli otlaklarda otladı. Taylar büyüdü. Yeni doğanlar da oldu, epeyce yaşlananlar da.
Güneş ısıtmaya, buzlar erimeye başladı. İlk önce kartal döndü yuvasına. Sonra sıra sıra dizilip gelen birkaç üyesini kaybetmiş, kışlık tüylerini dökmeye başlamış kurt sürüsü döndü. Yılkı da yola çıktı. Aynı yollardan, aynı ıssız geçitlerden, yamaçlardan, büyük serin kayaların dibinden döndüler yine. Analarının bereketli memelerini emen, uzun bacaklı, uzun kulaklı, ağzı süt kokan, kuyrukları hep havada taylar; bir de dudakları sarkmış, gözlerinin üstü çökük, omaları çıkık, ömrünü tamamlamış yaşlılar. Bu yaşlılardan da ölenler oldu yolda. Kurtlar hemen sarıldı yaşlıların geride kalan varlıklarına. Boz tavşanın balaları da büyüyüp zıplamaya başladı. Yine elvan elvan çiçekler açtı, kara su serin serin aktı, yamaçlardaki kayaların yine bir tarafı serin ve nemli, bir tarafı sıcacık oldu. Boz tavşan eski gücünü yitirdi ve bir gün bir kurda av oldu, kurdun kulakları dik, sabırsız yavrusuna hayat oldu. Ama boz tavşanın balaları özünü ‘’kutardı,’’büyüdü ve tabiata katılabildi.  Bahar geldi yine Göydağlar’a.
Soner YAĞIŞAN

Sosyal Medyada Paylaş...