• Çar. May 25th, 2022

Kars Ani Haber/Susuz Haber Ajansı

Durgun Don Üzerine

Bykarsanihaber

Ara 26, 2021

Bir Don Kazak’ı. Mihail Şolohov’un Durgun Don romanının başkahramanı. Esmer, çekik gözlü, uzun boylu, yakışıklı; at binip, kılıç çalan, gözüpek; adaletli, vicdanlı, haksızlığa tahammülü yok, sözünü esirgemeyen ama geveze de olmayan; ufaktan çapkın, yaşamayı seven bir yiğit: Gregor Melehov
Gregor komşusu Aksinya’ya aşık oldu.  Ailesi bu ilişkiye itiraz etti ve onu başka bir kızla evlendirdi. Gregor bu kızı sevemedi. Aksinya’ya gitti tekrar. Ondan bir kızı oldu. Hayat onun için oldukça güzel gidiyordu.
Vakit geldi, askere gitti. Ardından 1. Dünya Savaşı çıktı. Önce cephede savaştı. Büyük kahramanlıklar gösterdi. Bir sürü savaş yarası aldı. Göğsü madalyalarla doldu. Sonra Rusya’da Ekim Devrimi oldu. Komünistler başa geçmek için mücadele verdi. Bir tarafta eski düzeni savunanlar, bir tarafta Kızıllar vardı. Günün şartlarında bilgi almak, neyin doğru neyin yanlış olduğunu anlamak mümkün değildi. Fakat komünistlerin kulağa hoş gelen propagandaları Gregor’u onlara çekti. Mücadelelerinin haklı olduğuna inanıyordu. Böylece Gregor da onlara katıldı. Burada da kahramanca mücadele etti. Gözünü budaktan sakınmayan biriydi. Fakat kısa süre sonra komünistlerin de bir sürü yanlışını gördü. Aradığı adaleti onların arasında da bulamadı. Çünkü onlar da Don Kazaklarına ve diğer halka  zulüm etmeye başlamıştı. Aynı zamanda eski düzeni savunanların gözünde komünistler bir çeteden ibaretti. Gregor bu belirsizlikler içinde bocaladı. Halkına yapılan zulümlere dayanamadı. Bu sefer de Don Kazakları ile birlikte komünistlere karşı savaşmaya başladı. Ama ülke çapında neyin doğru neyin yanlış olduğu belli değildi. Bir iktidar mücadelesi vardı ama bu belirsizliklerle doluydu. Kim meşru, kim gayri meşru bu da beli değildi.Gerçek olan şuydu: Gregor her yerde tamamen canı gönülden mücadele ediyor ve doğru olandan ayrılmıyordu.
Bu yeni savaşta da kahramanca mücadele etti. Fakat Kazakların silahları zayıftı. Bu savaşı kaybettiler.  Komünistler ülkede  büyük oranda kontrolü ele geçirdi. Gregor’un uğruna savaştığı insanlar, onu ateş hattının en önünde savaşa itenler onu ve onun gibi bir sürü neferi yüzüstü bırakıp gemilerle kaçıp gittiler. Gregor ortada kaldı.Komünistler; karşı devrimcileri, yani Gregor gibileri kurşuna dizmeye başlamışlardı bu arada . Bir müddet kaçtı Gregor. Sonra Komünistler onu yakaladı ve iyi bir savaşçı olduğu için kendi kadrolarına kattılar.
Gregor artık savaşmaktan yorulmuştu.Yeni devlet düzenine samimiyetle uyum sağlamak istiyor ve ne şekilde olursa olsun bir yerde kendini güvende hissetmek istiyordu. Madem ki yeni hükümeti komünistler kurmuştu, artık o da hükümeti tanımış ve benimsemek istemişti. Bu iyi niyeti ile yeni hükümetin ordusunda canı gönülden görev yaptı. Ama onun geçmişi yüzünden ona hep şüpheyle baktı komünistler. Onu dışladılar sürekli. Sonra da onu askerlikten terhis ettiler. Fakat hep gözetim altında tuttular. Ardından da geçmişi yüzünden onu kara listeye aldılar. En iyi ihtimalle hapis cezasına çarptıracaklardı.
Tabi tüm  bu olaylar sırasında abisini, eşini, babasını, annesini ve Aksinya’dan olan kızını kaybetti.Gregor yıllarca savaşmış ve artık bıkmıştı. Ne olursa olsun bir yerde birazcık huzur arıyordu. Hayata karşı tüm iddiasını kaybetmişti. Uykuya, yemeğe, sakinliğe hasretti. Ama ölüm listesine  girmişti artık. Bir gece onu tutuklamaya geldiler. Gregor  yakayı ele vermedi, bir şekilde kaçıp kurtuldu.Ne sığınacak bir yeri ne de onu konuk etmeye cesareti olan bir akrabası vardı.Aç ve uykusuz kaldı günlerce. Bu haldebozkırda saklanmaya çalışırken hükümete kafa tutan bir haydut topluluğu onu yakaladı ve ona kendilerine katılmayı önerdiler. Mecburen katıldı. Onlarla birlikte bozkırda mesai harcadı.Ve bir gün onlardan da gizlice ayrıldı.
Eski sevgilisi Aksinya’yı alıp uzak diyarlara gitmeye karar verdi. Yeni ve dingin bir hayat kurabilmenin ümidini taşıyordu. Aksinya ile giderlerken Kızıl Ordu askerleri onları görüp ateş açtı ve Aksinya’yı vurdular. O da öldü. Gregor’u hayata bağlayan pek az şey kalmıştı artık. Yine dağlarda aç ve barınaksız kaldı. Karnını doyurmak için ormanda kaçak hayatı yaşayan bir topluluğa katıldı.
Yorgundu, her şeyden bıkmıştı. Ölümü göze aldı ve bir gün köyüne, ilk eşinden olan ikiz çocuklarının yanına gitmek için yola çıktı. Evine gittiğinde kızının da difteriden öldüğünü öğrendi. Kız kardeşi de abisinin katili ile evlenmişti. Ve eniştesi Kızılların has adamıydı. Onu ölüm listesine yazdıran da eniştesiydi.Çevresinde ne kadar dalkavuk, ne kadar karektersiz varsa hepsi önceden havayı koklamış ve rüzgarı bir şekilde arkasına alıp yerini sağlamlaştırmış, işini yoluna koymuştu. Üstelik bunların hiçbiri katıldığı savaşlarda Gregor’un yüzde biri kadar kendini riske atmamıştı, hepsi mıymıntı tiplerdi.
Mesela 1. Dünya Savaşı’nda Gregor ülkesi için en önde mücadele ederken, bunlar hep bir şekilde kendini kollamış ve hiç yara bere almadan paçayı kurtarmıştı. İşte şimdi hayat onlara gülüyor, onların borusu ötüyordu. Çünkü Gregor açık yüreklilikle mücadele ederken, her toplumda olan ve ne zaman nerede bu kıvama geldikleri belli olmayan bu çakal tipler bir şekilde yollarını bulup en az riskle durumlarını kurtarmıştı.
Ama yurdunu herkesten çok seven, ölüme en başta giden, doğru bildiğini söylemekten sakınmayan Gregor,  halkın ve yeni hükümetin gözünde vatan hayini bir bozguncuydu.
Böylece Gregor gibi bir yiğidin hayatı kayıp gitti. Çakallar ise neslini devam ettirdi.
Mihail Şolohov’a bu güzel romandan ötürü teşekkür ediyorum. Ruhu şad olsun.
Soner Yağışan

Sosyal Medyada Paylaş...